Her gün sabah işe giderken bütün okullarda okunan andımızın ardında hep bir ağızdan bütün öğrenciler “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diyor. Bu bir ayrımcılık değil mi ?
Bunun ayrımcılık olduğunu daha yenı öğreniyoruz ama ben yıllardır bunu belirtmekten ve hala söylemekten gurur duyuyorum. Şimdi bunu söylemek ırkçılık oldu. Terör olaylarına karışanlara, vatana ihanet edenlere, polise taş atanlara, devlet malına zarar verenlere, bayraklarımızı yere atanlara karşı ise herhangi bir işlem yapılmamaktadır. Yapılıyorsa da ben görmedim. PKK’lı bir grup insan geliyor davul zurna ile karşılanıyor. Bir şuç işlememiş gibi yargılanmadan serbest bırakılıyor. Ama “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diye aracına yazı yazdıran minibüs şöförüne 62 TL para cezası kesiliyor. Korkuyorum benimde oğlum okula gidiyor. Ve her gün “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diye andımızı okuyor…
Yıllarca terörle mücadele eden bu ülke hiçbir zaman bu hainlerin karşısında bu kadar aciz duruma düşürülmemişti. Bakıyorum olaylara yaşları 10 – 15 arası çocuklar bu ülkenin polisine askerine taşlarla, sopalarla, Molotoflarla ve havai fişeklerle saldırıyor.(Hatta sivil vatandaşlarımıza, bankalarımıza, canımıza, malımıza kastediyor).Ama benim askerim ve polisim orantısız güç kullanamıyor. Avrupa Birliği uyum yasaları gereği yetkisi elinden alınmış diye sadece bunlara su ve gaz kullanabiliyor. Bir ülke için bunlar büyük acılardır. Bu ülkenin askeri, polisi ve halkı aciz değildir. Bu duruma da düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Çin de gördünüz neler yapıldığını, Afganistan’da, Irak’ta ve dünyanın her yerinde devlete karşı yapılan bu tür ayaklanmalar nasıl bastırılmış. Birileri çıkıyor ülkenin bölünmez bütünlüğüne kastediyor, devletin kolluk kuvvetleri maalesef hiçbir şey yapamıyor. Çünkü Avrupa Birliği uyum yasaları, insan hakları vb. gibi sebeplerden dolayı elinden yetkisi alınmış sadece kendini korumaya çalışıyor.
Hatırlarsanız Adana Valisi olaya karışan çocukların ailelerine yapılan yardımların kesilmesini istemiş, Van’dan Bakan açıklama yaparak bunu engellemişti. Bu nasıl yasa hala anlamadım.
Acaba ben dağda hainlerle mücadele etmekle vatan hainliğimi yaptım. Hani derler ya “At izi, İt izi birbirine karışmış” diye… işte aynen o durumdayım.
Neyse gelelim asıl mevzuumuza. DTP kapatılıyor, ne hikmetse 2 Milletvekili yasaklı olarak siyasetten men ediliyor.
Ama BDP olarak 20 Milletvekili ile Meclise geri dönüyor. Yani bir Milletvekili daha siyasetten men edilse Meclise giremiyor. Yeni grup kuramıyor.Ucu ucuna tekrar Meclise girmeye hazırlanıyorlar.Sadece tabelalarını değiştirerek.İşin asıl garip tarafı ise Mahmur Kampını ziyaret ederek ilk çalışmalarına başlıyorlar.Kandilden gelen PKK’lılar yeni BDP’ in Batman il binasının açılışını bile yaptılar.
Bu parti neden kapatıldı, PKK’yı terör örgütü kabul etmediği için değil mi ?
Peki şimdi ne yapıyor aynı yola aynı kişilerle devam ediyor. Değişen ne DTP değil de BDP olarak…
Değişen sadece parti ismi, söyleseydiniz de parti ismini değiştirirlerdi onlar, sizde gündemi boşuna meşgul etmezdiniz.
İnsanlar ekmek peşinde koşuyorlar, işsiz geziyorlar. Bunlarla ilgilenen yok ama suni gündemlerle kafaları karıştırmak ta maşallah baya usta bir Meclise sahibiz.
Bunun için Aydın Doğan’ın bile borçları ertelendi. Neden acaba ?
Tokat’ta 7 askerimiz şehit edildi, ne bu ülkenin Başbakanı, ne de yardımcısı bunu PKK’nın yaptığının kabullendi. Bir ülkenin Başbakanının ve Yardımcılarının kabullenmediğini PKK kabullenir mi ?
Yine bunu Ergenekoncular yapmıştır kesin.
Bu terörü de onlar yarattı zaten, ekonomiyi de bozan, İşsizliği de yaratan hep onlar…
Gerçi 3 yıldır sabit suçları bile olmadan içerde tutuluyorlar ama tepki de yok.
Herkes halinden memnun.”DURMAK YOK YOLA DEVAM…”
“SEN TÜRKİYESİN BÜYÜK DÜŞÜN” dağdaki üç beş çapulcu ile değil, bu vatanı sevenlerle, milliyetçiyim, Cumhuriyetçiyim, Atatürkçüyüm diyenlerle mücadele et…
Asıl mücadele edilmesi gerekenler onlar.
Son dönemlerde gündemi bayağı bir meşgul eden bir suikast girişiminde bulunulmuş olay var suikastçılar Özel kuvvetlerden biri Albay diğeri Binbaşıymış…
Ne tesadüf ki ( DTP )BDP ‘liler aynı gün PKK kampına gittiler. Ama tüm Türkiye gündemi bu suikast idi; Ne dersiniz susurluk olayında olduğu gibi, yine bir Müslüm GÜNDÜZ olayı olmasın.
O dönem hedef cemaatler idi şimdi TSK…
Sizce de senaryolar birbirine yakın değil mi. Oyuncuların dışında…Ne dersiniz ???
NOT: Geçen hafta Sosyal yardımlaşma vakfı heyet seçimleri yapıldı. Sizlere müjdeler olsun komisyona Sudan’a yardıma giden aynı görüşe sahip iki kişi seçildi. Manisa’mıza hayırlı olsun…
Artık Sudan’a vakıf olarak ta yardım götürebiliriz.
Seçilen doktor arkadaşların (biri devlet memuru) tamamen tarafsız davranarak adaletli olacaklarına inan(M)ıyorum. Çünkü seçimde usulsüzlüklere şahit olduk. Manisa’daki 350 sivil toplum örgütünden sadece 3 - 5 tanesi katıldı. Onlarda siyasi ve dünya görüşüne yakın kişilerin, derneklerin olması beni çok düşündürdü. Neyse onlar böyle bir şey yapmazlar, çünkü onlar namazında niyazında Müslüman olan kişiler…
Biz ise… !!!