1.52
1.93
60,608
Mikail Polat

Mikail Polat


12 Ocak 2010
font boyutu küçülsün büyüsün

SÖMÜRÜCÜ GÜÇLERİN İSLAM ALEMİNİ SÖMÜRME ÇABASI


Maddenin manaya, galip gelmeye çalıştığı ve insani değerlerin dejenere olmaya yüz tuttuğu günümüzde İslâm dini hala canlı ve güçlüdür.

Çoğu yabancı fikir akımlarından, sömürüye dayalı bölmek parçalamak faaliyetlerinden İslâm medeniyeti de yer yer zedelenmiş beklide zedelenmeye devam edecektir.

Bu zedelenmeden İslâm Medeniyetinin mimarisi, felsefesi, sanatları, edebiyatı ve bazı ilim dalları da nasibini almıştır. Emperyalistlerin İslâm dünyasını maruz bıraktığı ilk tehlike  (Rönesans Döneminde) 16.17. y.y.’da baş göstermiştir. Portekiz, İspanyol, Hollanda, İngiliz ve Fransızlar İslâm topraklarına tecavüz etmeye başlamıştır.

İslâm dünyası için büyük iktisadi önemi olan Hint deniz yolları, Avrupa deniz kuvvetlerinin eline geçmiş böylece dünyanın ana topluluklarına değişik kollardan girmişlerdir.

Asya’nın güneydoğu kesimleri de, tıpkı Afrika ve Hindistan gibi sömürgeleştirilmiştir. Öte yandan o dönemde Rusya’nın güçlenmesiyle İslâm dünyasının kuzey bölgelerinde, yani Hazar Denizinin kuzeylerinde ve Orta Asya’da yaşayan Müslümanlar Rusya’nın hegemonyası ile zulmüne ve sömürüsüne maruz kaldılar.

Osmanlı İmparatorluğu, İran ve Kuzey Afrika (Mısır, Fas-Tunus Cezayir) gibi ülkelerde  kendini muhafaza etmiş olmalarına karşın 18.y.yıldan sonra emperyalist güçler buralara da tesir etmeye çalışmışlardır.

İslâm dünyasını batıdan gelen gizli tehlike ve meydan okumalara karşı uyandıran hadise, Mısırın 1798’de Napolyon tarafından işgal edilmesidir. Bu olay İslâm dünyasının batıya karşı olan tavır değişikliğinin başladığını gösteren bir işarettir.

Ne kadar tuhaftır ki batı, yaklaşık olarak 300 yıl askeri ve iktisadi olarak sürekli büyürken, İslâm dünyası Avrupa’da olup bitenlere ilgisiz kalmıştır. Sömürge güçleri tarafından ezildiğinde bile oralı olmamıştır.

Fransa, Mısırı fethederken, İngilizler de Hindistan üzerindeki hakimiyetini tamamlama işini tamamlamışlar. Bu arada Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da iyice yalnızlıklarıyla zayıflamaya başlamıştır.

Çarlık Rusya ile Osmanlı ve İran arasında meydana gelen kırım savaşları gibi büyük savaşlar, İslâm dünyasına ait toprakların kaybedilmesine sebep olmuştur.

İslam alemini emperyalistler, demokrasi ve daha iyi hayat şartları namına envai çeşit vaatleriyle birbirine düşürerek bölmüş parçalamış ve yutarkende hiç tıksınmadığı gibi iyice nefsi kabarmış olacak ki, İslam coğrafyası üzerinde aynı hileli oyunlarına devam etmektedir.

Sömürge Güçlere Karşı Müslümanların Gösterdiği Üç Tepki Olmuştur:

1.Kur’an-ı Kerim ve Hadis ışığında İslâm’ın ilk dönemine dönüp, Müslümanları zayıflatan sonraki değişmeler ve gelişmelerin ortadan kaldırılmasını iddia eden tepki.

Bu tepkinin kökeni Suudi Arabistan’da Muhammet İbn-i Abdul Vehhabtır. Bu görüşe göre  Kur’an-i Kerim ve hadislerin ruhuna geri dönüş yapılması gerekir. Ancak, bu şahsiyet ve onu izleyenlerde emperyalistlerin egemenliğini tercih edip, bu fikre uymamışlardır. Bunlar İslâm dünyasında geliştirilen bilim, felsefe ve sanatlara da kaşı çıkmışlardır.

2.Kendi dünya görüşü, felsefesi ve ideolojisi olan ve batıdan gelen hücuma ayak uydurmak için İslâm’ın değiştirilip modernize edilmesini savunanların tepkisidir.

Bu tepkinin sebebi: Modernist reformcular  olarak tanınan ikinci zümre oldukça geniş bir düşünür yelpazesi içermektedir. Bunlardan bazıları o zamanlarda Avrupa’da yaygınlaşmaya başlamış olan milliyetçilik fikrini İslâm dünyasına sokmaya çalışmıştır. Bu da Arap-Türk-İran milliyetçilik hareketlerinin  çıkmasına sebep olmuştur. Bu sahada çalışanlar İslâm ilahiyatını modernize etmeye çalışmıştır.

3-Bir çok Hadis-i Şerifte de ifade edildiği gibi adaletin  bir gün yerini bulacağını  ve İslâm’ın hakim olacağını ve bu durumda Mehdinin gelişine ve kıyametin kopuşuna yol açacağının haber verildiği iddiası ile tepki gösterenler.

Bu gruptaki tepki ve İslâm’ı savunma fikri, yani kıyamet alametlerini bekleyenler de taraftar bulmuştur. Sonunda Mehdi; Batı Afrika’da tarikatların tepki ve savunması Senusiyye tarikatı Trablus garpta etkili olmuş Libya’nın bağımsızlığına ve kuruluşuna yol açmıştır.

Kuzey Afrika’da Ticaniye tarikatı hızla batı Afrika’ya yayılmış Batı hakimiyetine karşı mücadele vermiş ve aralarında halk kahramanları olarak kabul edilen askeri şahsiyetler,  Balkanlar ve Kafkaslarda da bir çok tarikat şeyhi halkla içli dışlı olmuş ve   Avrupa hakimiyetine karşı verilen mücadelenin direnişini temsil etmişlerdir.

Bu üç görüşün doğruları birleşse, ifrat ve tefritten kaçınıp birbirlerini tekfirle itham etmeseler, Müslümanlar en güçlü olmuş olurlar.

Müslümanların İslam’a İlgisiz Kalmaları Veya Amelsizlikleri Genel Olarak Üç Şekilde Olmaktadır.

1-      Müslüman aile ve çevrede olmasına rağmen inanmadığı için.

2-      İnandığı halde eğitimsizlik, tembellik, ihmal veya işine gelmemek gibi sebeplerden dolayı.

3-      Ayet ve Hadisleri kendi başlarına göre farklı  yorumlamalarından dolayı.

Bunlardan birincisi dinden çıkarır, ikincisi günahkar kılar, üçüncüsü de eğer ehil biriyse içtihat yapmış olur. Bu da caizdir ancak kendi içtihadına başkalarının uymasını zorlayamaz.

İmanı, İslâm’ı ve güzel ahlakı sağlamak, yaşamak ve korumak, iyi bir din eğitimi ile olur. İslâm’a göre Allah’ın emirlerini yerine getirmek haramlardan kaçınmak ibadettir.

Bir Müslüman, bir Hıristiyan veya  bir Musevi’nin kendi hayatında dinini öğrenip uygulaması,  insan haklarının özünde olduğu gibi, bir milleti millet yapan değerlerinde başında gelir. Başkalarına zarar vermediği ve kamu düzenini bozmadığı ölçüde  bu haklarının ihlali de o millete zulüm olur.

Tek millet, tek devlet olmanın gereği, ortak olan değerlerin korunması ve bu değerlere saygılı olunmasıdır.

Müslümanların tarihte kazandıkları başarılar, hem İslâm’ın hak din olduğunun hem de onların bu dine olan bağlılıklarının bir işareti ve neticesi olmuştur.

Kuran-i Kerimde Yüce Rabbimiz: “Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.”  (Ali İmran, 160)

 

 








Bu yazı 430 defa okundu.






Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları