1.52
1.93
60,608

Biz haysiyetli insanlarız

Biz haysiyetli insanlarız

Arınç, ''Biz haysiyetli insanlarız, kendimize, eşimize, inancımıza, davamıza, yolumuza, çizgimize, Türkiye'ye, Türkiye'nin meselelerine birisi sorumsuzca laf etti mi bunun altında kalmayız"


4 Şubat 2010 11:20
font boyutu küçülsün büyüsün


Genel Kurulun dünkü birleşimini yöneten TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun kendisine yönelik, ''Bana birleşimi nasıl yönetmem konusunda talimat verdi'' sözlerine yanıt veren Arınç, ''Bugüne kadarki birikimim, bende meydana getirdiği stres, 'gecenin 10'una gidiyoruz, hala gensoruyu bitirememiş, daha iki grup konuşacak, bakan savunmasını yapacak. Çok basit bir meselenin saatler sürmesi, hatta gece yarısından sonraya sarkma ihtimalini düşündüm, biraz da gerginliği hissettim, bunun sonunda da bir kavga olabilir, Sayın Başkan bunu öngörmüyor, gideyim kendisini ikaz edeyim' dedim'' görüşünü dile getirdi.

Başkan ve Başkanvekilleri için dinlenme yeri olan odaya gittiğinde TBMM Katip Üyesi Murat Özkan'ın oturduğunu, Mumcu'nun da ayakta olduğunu anlatan Arınç, Mumcu'ya, ''Hanımefendi oturumu iyi yönetemiyorsunuz veya oturumu niçin iyi yönetmiyorsunuz?'' dediğini aktardı.

Mumcu'nun da kendisine ''Neden?'' sorusunu yönelttiğini ifade eden Arınç, Mumcu'ya, ''(İçtüzük hükümlerine uyun) dedim, söz isteyenler çıkıyor, hakaret ediyorlar, mesele uzuyor, bir başka arkadaş sataşmadan söz alıyor, ona müsaade etmiyorsunuz, sonunda sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Tarafsız ve adil olun. Siz tarafsız ve adil bir başkanvekili olarak değil, partisinin militanı olarak hareket eden bir başkan olarak burada bulunuyorsunuz'' görüşünü aktardığını söyledi.

Arınç, Mumcu'nun buna itiraz ettiğini, şahsıyla ilgili başka şeyler söylediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ben de ona 'tarafsız olun, sizi bütün Meclis yakınen tanıyor, siz iyi yönetemiyorsunuz. Bu gidiş kötüye gidiştir, ben sizi sadece ikaz ediyorum; içtüzüğe uyacaksınız' dedim. 'İçtüzüğe uyuyorum' dedi. 'Uymuyorsunuz' dedim ve kapıdan çıktım, gittim. Sayın Özkan, oturduğu yerden kalkmamıştır, bir kelime bile söylememiştir, bir harekette bile bulunmamıştır. Çünkü ben hakaret edecek veya onu kötüleyecek bir davranış içinde bulunamazdım. Benim edebim, ahlakım, saygım buna izin vermezdi. Ben sadece eleştirdim 'iyi yönetmiyorsunuz, oturumu iyi yönetin, bunun sonunda Mecliste gürültü çıkar, bu işin sonu kötü olur' dedim. Benden sonra Elitaş gelmiş, biz birbirimizden habersiziz.

Sayın Başkan, 'yürütmenin yasamaya müdahalesi, bana talimat verdi' diyor. Hükümetin üyesiyim ama dünkü spontane davranışım, yasama organında milletvekilliği görevi yapan bir milletvekili olarak meydana geldi. Genel Kurulu izliyorum, olanlardan şikayetçiyim, bu şikayetimi Sayın Başkan'a iletiyorum. Hükümet üyesi olarak, 'yürütmenin bir organına nasıl böyle yaparsın' şeklinde, nasıl anladı bilmiyorum, herhalde birisi bu aklı verdi kendisine. Çünkü konuşmalarımız sırasında 'bir bakan olarak' nasıl bana böyle bir şeyi söylersiniz' demedi. Bakanlık sıfatıyla değil, 5 yıl Meclis Başkanlığı yapmış, bu İçtüzüğü satır satır bilen bir insan olarak, bir milletvekili spontane davranışıyla, kendisine 'İçtüzüğe uygun yürütün bu işi, yoksa bu işin sonu kötü olur, kötüye gider, münakaşa olur' dedim. Bunun yürütmenin yasamaya müdahalesiyle bağlantı kurmak, ancak siyaseten ideolojik bir noktayı bize gösteriyor.''

Arınç, eleştiri hakkını kullandığını dile getirerek, ''İyi yaptım, kötü yaptım, doğru yaptım, yanlış yaptım. Bakanlık sıfatımla, bakanlık ağırlığımla gidip, 'şöyle yapmalısın, böyle yapmalısın' diye talimat vermek benim haddim değil. Bunu kesinlikle reddediyorum'' dedi.

TBMM - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Biz haysiyetli insanlarızdır. Kendimize, eşimize, inancımıza, davamıza, yolumuza, çizgimize, Türkiye'ye, Türkiye'nin meselelerine birisi sorumsuzca laf etti mi bunun altında kalmayız. Birileri bu zaafımızı biliyor, hep o noktadan vurmaya çalışıyor'' dedi.

Arınç, düzenlediği basın toplantısında, TBMM Genel Kurulunun dünkü birleşiminde yaşanan gerginlik ve ardından çıkan kavgaya ilişkin gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın, kendisinin TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ile görüşmesini ''cinsiyetçi bir yaklaşım'' olarak değerlendirdiğini anımsatan Arınç, ''Ben bir erkek olarak gitmişim, bir bayan Başkanvekiline bunları söylemişim. Konudan çok haberdar değil ama bir yafta olarak konuştu. Bunu da kesinlikle reddediyorum'' dedi.

Mecliste 4 dönemdir hiçbir kadın milletvekiliyle kavgası olmadığını, kendilerine yönelik bir saygısızlığı bulunmadığını vurgulayan Arınç, ''sadece CHP'li Canan Arıtman ile ufak bir tartışmanın dışında bu konuda herhangi bir sabıkası bulunmadığını'' söyledi.

''Terbiyem, edebim, siyasi ahlakım, böyle bir şeye kesinlikle izin vermez'' diyen Arınç, şöyle devam etti: ''Güldal Mumcu'nun şahsına karşı bir bayan olarak, zarif bir hanımefendi olarak saygım var. Beğenirim beğenmem, severim sevmem ama Meclisin Başkanına, Başkanvekillerine, Başkanlık Divanı üyelerine saygım var. Bu benim milletvekili olmamın bir gereğidir. Her milletvekili, Başkanlık Divanında yer alan herkese saygı göstermek mecburiyetindedir. Sayın Güldal Mumcu, bize, Türk Milletine bir emanettir. Çok sevdiğimiz arkadaşımızın eşi olarak hepimizin saygı göstermemiz gereken bir insandır. Bugün rahmete kavuşmuş, geçtiğimiz günlerde ölüm yıldönümünde andığımız, benim de hukuk fakültesindeyken asistanım olan, daha sonra gazeteciyken ilişkilerimiz devam etmiş olan bir insanın bize bıraktığı bir emanete benim saygısızlık yapmam mümkün değil.

Yaptığı hatalı davranıştan dolayı kendisini eleştirdim. Bu eleştiri hakkım da kendisini içtüzüğe uydurana kadar devam edecektir. Şu anda bunun emarelerini görmediğim için bu konuda rezervimi açık tutuyorum. Eğer Başkanlık kürsüsünde oturduğu sürece, grup toplantılarına katılmayarak, tarafsız ve adil yönetim sergileme konusunda başarılı olabilirse o zaman Meclis'in huzurunda kendisini tebrik etmeye söz veriyorum.''

Arınç, hiç kimseye saygısızlık yapmadığını, Mumcu'ya da yapmayacağını belirterek, ''Ama artık bıçak kemiğe dayandı. Bu yönetimlerle Meclisin çalışması mümkün değil. Kendisinin Anayasanın 94. maddesin 4. fıkrasına ve İçtüzüğe uymaya davet ediyorum'' dedi.

CHP kontenjanından TBMM Başkanvekili seçilen Yılmaz Ateş ve rahmetli Ali Dinçer ile geçen dönemde birlikte çalıştığını, ikisinin de Meclisin takdir ettiği insanlar olduğunu, adil ve tarafsız yönetimlerinden kimsenin şikayeti bulunmadığını belirten Arınç, Mumcu'yu onlara benzemeye davet ederek, hemcinsi olan Başkanvekili Meral Akşener gibi Meclisi yönetmesi dileğinde bulundu.

''KAPI AÇIKTI GİRDİM''

Arınç, gazetecilerin sorusu üzerine, Güldal Mumcu'nun CHP'nin her grup toplantısında ön sırada oturduğunu herkesin gördüğünü, bunun Meclis Televizyonu kayıtlarından da izlenebileceğini belirtti. Bülent Arınç, diğer başkanvekillerinin de partilerinin grup toplantılarına katılmaması gerektiğini kaydetti.

Mumcu'ya ,''Çetin Soysal'ın kürsüye nasıl yürüdüğünü ve bir başkan olarak buna nasıl müsaade ettiğini'' sorduğunu bildiren Arınç, ''Kendim istesem bile sarhoş taklidi yapamam. Hayatında ağzına bir gram alkol almamış bir insanın bu taklidi yapması çok becerikli olmaz. Başka taklitleri de yapamam daha doğrusu, o konuda yetenekli değilim'' dedi.

Arınç, TBMM Başkanı ve Başkanvekilleri için Genel Kurul Salonundaki kürsünün hemen arkasındaki dinlenme odasına her milletvekilinin girip giremeyeceğinin ve kendisinin buraya nasıl girdiği yolundaki soruya ''kapı açıktı, girdim'' karşılığını verdi.

İsteyen her milletvekilinin bu odaya girebildiğini anlatan Arınç, ''Bazen bakanlar önemli toplantıları orada yapıyorlar. Kimsenin bilmediği, bir meçhul değil. Orası Başkan, Başkanvekillerinin istirahati için ayrılmıştır. Ama oraya Başkanlık Divanının bütün üyeleri, bakanlar girer, her milletvekilinin girdiğini sanmıyorum ama oraya girerseniz birkaç milletvekilini orada görürsünüz. Ben girdiğimde Sayın Başkan ile Murat Özkan vardı'' diye konuştu.

''ODA ÖYLE BASILMAZ...''

Yaşananların, ''oda bastı'' şeklinde yorumlandığının anımsatılması üzerine Arınç, ''Gazeteci yorumu onlar. Oda öyle basılmaz. Ona 'oda basmak' denmez. Bu kadar çirkin bir söz olabilir mi? Oda basmaya ben yalnız mı giderim? Veya oda basmak böyle mi olur? Bir Başkanvekilinin odasına nasıl girileceğini bir milletvekili bilmez mi? 'Sayın Başkan, iyi yönetmiyorsunuz' demek oda basmak değildir. Çok çirkin bir şey'' diye konuştu.

Çetin Soysal'ın davranışı için ''bir sarhoş gibi'' tabirini kullandığını kaydeden Arınç, ''Kürsüyü çok sık kullanmaya çalışan ve kendisinden çok hoşlanılmayan birkaç ismin, takviye alarak böyle kürsüye geldiğini de tahmin ediyor, biliyorsunuz. (Sarhoş olabileceğini) Gelişinden, tavırlarından tahmin ettim. Çünkü Meclis Başkanına karşı kürsüye giderken hiçbir hatip kabadayı edasıyla veya başka bir edayla gidemez. Bunlar, bütün milletvekilleri için geçerlidir. Meclisin kapısından giren herkesin önce ceketinin önünü iliklemesi gerekir. Hatta Başkanvekilleri, birleşimi, oturumu açmadan önce başıyla Genel Kurula selam verir. Yine İçtüzük gereği hatipler, 'Sayın Başkan, Sayın Milletvekili' diyerek başlar. Sadece Sayın Kamer Genç, bizden bahsederken asker arkadaşı gibi, 'Bülent Arınç, Tayyip Erdoğan' diyor. Ama ben ona 'Sayın Genç' diyerek hitap ediyorum. İçtüzük bunu emrediyor. Birbirimizi sevmiyor olabiliriz ama birbirimize saygı göstermeye ihtiyacımız var'' diye konuştu.

''BİRİSİ KALKIP DERSE...''

Arınç, bir soru üzerine Güldal Mumcu'nun Genel Kurulu yönetimiyle ilgili usul tartışması yapılabileceğini belirterek, ancak bunun açılması halinde 4 üyeye söz verileceğini, bunun da yaklaşık 1 saat zaman alacağını söyledi.

Bu tür olayları yaşadıklarını anımsatan Arınç, ''Grup Başkanvekillerimize, Allah sabır versin. Onlar ne yapıyor biliyor musunuz? 'Şu Genel Kurulu bir kavgasız geçirsek de herkes ağzına geleni söylese biz de duymazdan gelsek' diyorlar. O kürsüye çıkan Başkan, İçtüzüğe göre Genel Kurulu yönetmek zorunda'' dedi.

Bir gazeteci MHP'li Osman Durmuş'un tartışmaya yol açan sözlerine ilişkin soru yöneltti. Arınç, Durmuş'un söylediği sözlerin ne olduğunu sorduğu gazeteci, ''tekrar etmeye gerek var mı?'' karşılığını verdi. ''Bir daha bilelim ki çirkinliği konusunda hepimizin bilgisi olsun'' diyen Arınç, Durmuş'un sözlerini söylemeye gazetecinin ''hicabının el vermediğini'' belirtti.

Bülent Arınç, şunları kaydetti: ''Bu çok çirkin bir sözdür. Biz haysiyetli insanlarızdır. Kendimize, eşimize, inancımıza, davamıza, yolumuza, çizgimize, Türkiye'ye, Türkiye'nin meselelerine birisi sorumsuzca laf etti mi bunun altında kalmayız. Birileri bu zaafımızı biliyor, hep o noktadan vurmaya çalışıyor. Sayın Durmuş'un söylediği sözler, birisi bir yerde ''son peygamber mi?' demiş... Bunu eline alarak CD gösteriyor. Dünyada deli de var, şizofren de var, akıllı akılsız bir sürü insan var. Manisa'da bir taksi şoförü var, kendisini mehdi ilan etti, haberiniz var mı? Bana da mesaj gönderiyor arada, 'şöyle yap, böyle yap' diye. Ben de gülüp geçiyorum. Şimdi birisi, Başbakan için böyle bir laf etmiş. Bu densizliktir, aptallıktır, çok kötü bir şeydir. 72 milyon insandan birisi böyle bir laf edecek diye herkesin ağzını bantlayacak mıyız? Kimin nerede ne söyleyeceğini bilmek zorunda mıyız?

Şimdi her partinin fanatikleri var. Misal olsun diye söylüyorum, yeni bir tartışma başlatmak istemiyorum. Fanatik bir insan 'bu Bahçeli olsa olsa mehdidir' derse, hangi AK Parti'li milletvekili gelir de bunu Genel Kurulda söyler. Sayın Baykal'ın da fanatikleri var, kalksa birisi derse ki 'bu bizim Atatürk ne oluyor ki asıl Atatürk Baykal'dır' derse ne yapacaksınız? Yani Baykal'ı mı kötüleyeceksiniz. Böyle bir densizlik yapıldığı için bu insanları mı suçlayacaksınız. Türkiye'de birisi esrar ve eroinle yakalansa ifadesinde 'ben bunu Angele Merkel'den aldım' dese, ne yapacağız? Niçin bunları düşünmüyorsunuz. Bunu kürsüye çıkaran insan neden düşünmüyor? Halen bunun üzerine basa basa bir şey söylemeye çalışan milletvekili, utanmıyor mu, sıkılmıyor mu, üzüntü duymuyor mu? Tayyip Erdoğan'ın ne olduğunu, inancının, ibadetinin ne olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz? Kendisi de dün onu ifade etmedi mi? 'Son peygamberin Hazreti Muhammed olduğunu bilmiyor musunuz?' dedi. Kimse bunun dışında bir şey söylerse o kendi deliliğidir, aptallığıdır demek istemedi mi? Çok basit şeylerden siyasi rant devşirmeye çalışanlara sadece acıyorum. Bunlar çok yakışıksız şeyler.''

İçtüzüğe göre Genel Kurulu tarafsız yönetmeyen Başkanvekiline yönelik bir yaptırım bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Arınç, kendisinin işlem yapma konusunda bir yetkisi bulunmadığını söyledi.

Arınç, Meclis Başkanlığı döneminde Etik Kurulu oluşturulması önerisinde bulunduğunu anımsatarak, CHP'nin engellemesi sonucu İçtüzük değişikliğinin yapılamadığını sözlerine ekledi. (AA)

 








Bu haber 107 defa okundu.




Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış